Düşünmenin Günahı Büyüktür

JOURNAL OF ISLAMIC RESEARCH: VOL 3-NO 2, ED. GÜRBÜZ DENİZ, ISLAMIC UNIVERSITY OF EUROPE, 2010, 215 SAYFA

Eğer bir yerlerde bir eksiklik göze çarpıyorsa, arkaplandaki boşluğu bulmaya çalışırız. İlla ki bir kusur, bir hata arar gözlerimiz. Hakikati de vardır; insan şaşar, bu yüzden söyledikleri kusurdan hâlî kalmaz. Herkes için böyledir. Bu kusuru en aza indirmek için okumak, yazmak, incelemek, eleştirmek, eleştirilmek, altını çizmek, üstünü karalamak, yanına yorum yazmak, sayfalara not almak gerekir. “Benim üslubum böyle değil” demeyin; çünkü eğer bunları yapmıyorsanız ya siz okumuyorsunuz, ya da okuduğunuz şeyler bunları yapmaya değmiyor. Okumaya devam edin

Padişahın Kılık Kıyafet Uygulaması!

Nesil Yayınları’ndan çıkan Bin BahçıvanSaid Nursi’den İbretli Hikayeler isimli renkli resimli, Nursi’nin Risale’de kullandığı metaforik hikâyeleri çocuk diliyle aktarmak üzere hazırlanmış bir serinin dördüncü kitabı. Elimde kitabın iki baskısı var: Eylül 2003 ve Ağustos 2004. Bu iki baskıda, metin üzerinde herhangi bir değişiklik göremiyoruz. Fakat iki baskının en önemli farkı, kitapta anlatılan Padişah’ın kılık kıyafet yönetmeliği. 2003 baskısında bahçıvanlarda gördüğümüz sarık, fes, sakal, bıyık gibi öğeler, ikinci baskıda ortadan kalkmış. Hikâyenin kahramanı olan bahçıvanlar, aynı kıyafetlerle ve aynı hareketlerle karşımıza çıkıyorlar 2004 baskısında ama bu defa modern, sinekkaydı tıraşları ve açık başları ile. Tasarımcı yeni baskıda itina ile bütün sakalları kesmiş, Türk burma bıyıklarını daha “çağdaş” hâle getirmiş ve tüm şapkaları çıkarmış. Galiba 2003 ile 2004 arasında bir yerde, Padişah bahçıvanlara bir kılık kıyafet uygulaması getirmiş! Kendisi kavuk giymeye devam ederken, bahçıvanlar yeni kılıkları ile çıkmışlar zat-ı alilerin huzuruna. Anlaşılan bu padişahımız Tanzimat sonrasından. Modernleştiricilerden yani. Okumaya devam edin

Gündem Değiştirme Çabaları

Yine şehit, yine deprem; yine onlarca, yüzlerce ölüm; ama yine kimse ölümden bahsetmiyor. Birileri şehit olunca siyaset, birileri depremde can verince jeoloji, birileri tekme tokat dövülerek öldürülünce sosyoloji konuşan dostlarım: Hepimiz öleceğiz. Gündemde olan şey aslında bizim ölümümüz, başkalarınınki değil. Onlar için olan oldu zaten, peki bize ne olacak? Düşünmek istemediğimiz bu. Siyasi nutuklarımızın, kardeşlik-yardımseverlik-yurttaşlık duygularımızın kabarmasının, dünyaya mesaj verme çabalarımızın arkasında gizlediğimiz aslında kendi sonumuzdur. Biz de, tıpkı onlar gibi bir gün, belki başka bir şekilde, bu dünyadan ayrılacağız dostlar.

Gerçek gündemimiz başka ne olabilir ki?

Haydi Bir İrfan Atlası Yapalım

Bizde Necip Fazıl en eski ikondur, Sezai Karakoç ve İsmet Özel de onu takip ederler. Cemil Meric’in de bir ikona dönüşmesi an meselesi; hatta belki de dönüştü. Birisi ikona dönüştü mu, bilin ki artık onu anlama imkanı kalmamıştır.

Kaç kitabı vardır, kimler için yazmıştır ve ne söyler? Bu adamın derdi nedir? Cemil Meriç, fildişi kuleden yazan bir sosyete midir? Bir halk kahramanı midir? Cemil Meriç yalnızca aslını arayan bir bilgedir. Baskısı olmayan Kültürden İrfana kitabının başındaki röportajda şöyle der: “Ben de belli bir çağın insani olarak kültürün hizmetinde idim şimdiye kadar. Dünya kutuphanelerinin kapılarını yurdumun insanlarına açmak istedim. Hint ormanlarının uğultusunu taşıdım edebiyatımıza. Batının büyük düşünce fatihlerini konuşturdum. Eserlerimin «kültür» cildi, aşağı yukarı tamamlandı. Bundan sonra «irfan» cildi başlayacak. Ayrıntılarla fazla uğraştım şimdiye kadar. Artık bu uzun yolculukta devsirebildigim hakikat meyvalarını takdime çalışacağım okuyucularıma. Kültürden çok irfanla uğraşmak istiyorum.”

Okumaya devam edin

Hakikatin Yorumu Hakikat Değildir

Her teori, her uygulama, her bakış acısı, her yorum insan ile sınırlıdır ve ne kadar fazla da olsa belli bir sayıda insan için geçerlidir. çünkü kimse zamanı, mekanı aşan, tüm insanlığa hitap eden bir görüşe sahip olamaz. Bir dinin yorumları dahi insan ürünüdür ve tüm insanlığa hitap etmekten uzaktırlar, bu din hak din bile olsa. Bir din, zaten insani yorum çerçevesine sıkışmadığı ölçüde zamansız, farklı anlayışları barındırdığı kadar evrenseldir.

Okumaya devam edin

Derdimiz Dert Değil

Neden bu haldeyiz sorusuna en aptalımız bile ‘hangi haldeyiz?’ diye karşılık vermez. Halimiz ortada, elimiz kolumuz bağlı. Neden bu haldeyiz sorusu aslında kendi içinde cevabını da saklıyor: çaresiziz. Çareyi bilmemek en büyük çaresizliğimiz.

Çareyi neden bilmediğimizi sorarsak, esas sorumuzu sormuş oluruz herhalde. Çare, bilinmediği sürece çare değildir çünkü. Biz cevabını bilmediğimiz sorularla birden karşılaşmadık, önce sorularımızı sormayı bıraktık, sonra cevapsız sorular sardı etrafımızı. Kendimize, insanlığa ve Yaradan’a sorular soracaktık halbuki; ama ya aldığımız bir cevapla tatmin olduk yada sorulardan birinin çetrefilliği bizi soru sormaktan vazgeçirdi, belki ikisi de. Sonuçta ‘insan’ı sorusuzluğuyla başbaşa bıraktık.

Okumaya devam edin

Eşini aldatmışsın tebrik ederim

Zina, artık,  en dindar geçinenler tarafından bile göz ardı edilebilir bir durum. Evli Baykalın evli bir kadınla görüntüleri çıkar, bir cemaat lideri geçmiş olsun diler; mhp kasetleri etrafa saçılır bir başka cemaat lideri ‘arkanızdayız’ der. İlkinin desteğini siyaseten yerinde ve uzlaştırıcı saydık, ikincisininkini ise birleştirici ve zekice. Siyasi manevralar yapmak adına, ahlaki düşüklüklere onay verdik. Artık bunlarla ilgili değiliz, aştık bunları. Hayırlı olsun. Sınırlar ortadan kalktı. Dağılın.

Diriliş (1)

“Bir taş da sen at, dostum, şeytanın arkasından. Durmadan taşlanan şeytanın arkasından. Oğlunu kurban etmek fikrinden döndürmek için yoluna çıkan şeytana hz. İbrahim taş attığı gibi, sen de bir taş fırlat, seni ülkünden, tanrı yolundan çevirmek isteyenlere, inkara , şüpheye, inanç, akıl, duygu ve eylem sapıtmalarına.”

Sezai Karakoç, Bir Taş da Sen At

İslam ve Demokrasi (1)

“Demokrasinin dayalı olduğu evrensel ilkeler vardır da İslamın dayalı olduğu evrensel ilkeler yok mudur? İslam’ı kendi özgün, özgül evrensel ilkeleri içinde konumlamak, bu konumlarda düşünmeye çalışmak, usumuzu bu düzlemlerde devindirmek daha uygun değil mi?”

Nuri Pakdil, Edebiyat Dergisi

Çağdaş İslam Düşüncesi (1)

“Müslüman aydınlar hâlihazırda tamamıyla çağdaş medeniyetin kalıplarında düşünmektedirler. Karşı çıktıkları hususlar bile, İngiliz-Yahudi medeniyetinden kendilerine doğrudan yahut dolaylıca sunulan veriler doğrultusundadır”

Ş. Teoman Duralı, Çağdaş Küresel Medeniyet

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.