‘Deneme’ Kategorisi için Arşiv

Düşman

Ben başlangıçta kendinden habersiz bir muammaydım, sonra kendimi fark ettim, hemen ardından da düşmanımı. Bir düşmanım var, ona mahkûmum. O hep yanı başımda, ondan habersiz nefes alamıyorum. Her an beni gözleyen, her yaptığımı lehine kullanabilecek denli uyanık bir düşman bu. Onu içimde taşıyorum. İçimdeki düşmanla nasıl savaşacağım? Beni benden iyi bilen bir düşmanı yenmek için, [...]

Okumaya devam et »

Seni neden seviyorum?

Bilmiyorum. Çünkü sevgim nedenleri aşıyor. Çünkü ben nedenleri değil, seni seviyorum. Nedenler benim bağım, sınırlarım ve kelepçelerim. Oysa ki sevgi sınır tanımaz, hapsedildiği an doğasını kaybeder, bu yüzden nedensiz seviyorum seni. Hiçbir mantıklı gerekçeyle değil. Seni seviyorum çünkü öyle. Annemi de böyle sevmiştim. Sonraları birçok neden türetti aklım, fakat ben bunlar olduğu için annemi sevmedim, [...]

Okumaya devam et »

Şehrin Gölgeleri

Tam öğle vakti. Patronların lokantaya, işçilerin yemekhaneye, öğrencilerin kantine akın ettiği bir anda… Parçalı bulutlu, olabildiğince serin bir havada… Akılların ve bedenlerin dinlenmeye çekildiği bir sırada… Güneş, binaların cüsselerinden, ağaçların gövdelerinden gölgeleri alıp gitti. Tabi öğlen vakti olduğu için ilk anda kimse fark etmedi bunu. Neticede, biraz olsun nefes almak, yemeğini aceleyle bitirmek ve işe, derse dönmek [...]

Okumaya devam et »

Yunus dedikleri

Yunusu bilirsiniz. Delikanlıdır, susmasını konuşmasını bilir. Yunusu bilirsiniz, ne zaman birinin başı sıkışsa Yunus ona koşar. Eğilmez. Dik durur. Yunus yalan bilmez, sözünü eğip bükmez. Karşısına bir ordu dursa bana mısın demez. Yunusu bilirsiniz, merttir, ateşlidir, gözü korkmaz ama akıllıdır.

Okumaya devam et »

Sabah Uyuyakaldı Şehirde

O sabah herkes uyuyakaldı şehirde. Çocuklar okullarına, memurlar işlerine gidemedi. Otobüslerin kontağı her günkü saatte çevrilmedi. Çarşı pazarda tüm dükkanlar kapalıydı çünkü çaycılar dahil herkes uyuyordu. Derin bir uyku sarmıştı sokakları. Şehir, bir önceki gün hep birlikte ağır bir yük taşımış da yorulmuş, bu sabah da hep birlikte uyuyakalmıştı sanki. Hava yeterince serin, bu yüzden kendiliğinden uyanan [...]

Okumaya devam et »

Dümenim çatlak da olsa bu yola çıkacağım

Başka yolu yok, çünkü  bunun için varım. işte geceyi israf eden kelimelerle, sabahı yakan hasret bir an kadar yakın bana. O an’ın yolculuğuna çıkacağım, bütün derdim bu. Gerçekliğin terazisinde vuruldum sürgüne, şimdi hayalin gemisinde kaçıyorum. Bir bahçe düşlüyorum indiğim limanda. tenha sokaklarında kedilerin bile dillerinden anlayan ihtiyar kadınlar düşlüyorum. Bir pencere altında konuşan iki gencin uzaklara hasretiyle, gün [...]

Okumaya devam et »

Susma Hakkı

1. Bir şarkı ile başlar her şey. Dumanlı dağlar başında nefessiz kalmak gibi bir şeydir. Başını ellerinin arasına almadan âşık olmak demektir. Önce gözleri… Hatıra gelince yanardağları buz kesen bir hava ile birliktedir. Sinsi bir soğuk, cezbeden bir alev… Gel yak beni ey aşk dedirten bir edayı soluklara mühürleyen o pençe gözler… Nehirleri çağlatan, ceylanları [...]

Okumaya devam et »

Devran

İbrahim bir gece ateş yaktı. Bir su şişesi vardı yanında. İbrahim keskin bakışlarını her nasılsa ateşin ardına kadar uzatıyor, yanan odunların çıtırtısıyla cırcırböceklerinin seslerini ayırt edebiliyor, her nasılsa kesif duman kaplamışken her yani, o bir yerlerden ıhlamur kokusu alabiliyordu. İbrahimdi o, sessizliğinde çığlık koparan adam. Bu yüzden dostum zaten. Benim kadar açık sözlü, benim kadar hayattan [...]

Okumaya devam et »

Nefes

İbrahim’i hiç böyle suskun görmemiştim. Masada unutulan bir cüzdan yalnızlıginda gelir, konuşurdu benimle. İbrahim, aslında suskunluğunun, o sukunetteki huzurun sadakasını verirdi benimle konuşarak. Fakat İbrahim’i hiç böyle görmemiştim. Kendisi başlattı ilkin. Benim sorularımı görmezden geldi. Binaları, arabaları, savruk delikanlıların akşam piyasasını, kasetcalari ve elektirigi sorusumu mu kaldıramadı acep? Yok, böyle değil. Çünkü her birini –onun anlattığı kadarıyla [...]

Okumaya devam et »

Elde Kalan

“Caddenin sonunda ne vardı?” – “yine soruyorsun, yine dinlemiyorsun. Caddede insan var, araba var, ışıklar ve ağaçlar var.” “ışıkları bilmiyorum, daha doğrusu unuttum, ama arabalar… onları gerçekten bilmiyorum.” – “bazen ben de bilmesem diyorum.” “senin bildiğin sırtında, bilmediğin gönlünde. Bilmediklerini sevip senin olanı kaçırıyorsun.” Elinde oynadığı dal parçasını, toprağa sokmaya başladı İbrahim. Nefesini tutup, yavaşça [...]

Okumaya devam et »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.