‘yineDergi’ Kategorisi için Arşiv

Hakikatin Yorumu Hakikat Değildir

Her teori, her uygulama, her bakış acısı, her yorum insan ile sınırlıdır ve ne kadar fazla da olsa belli bir sayıda insan için geçerlidir. çünkü kimse zamanı, mekanı aşan, tüm insanlığa hitap eden bir görüşe sahip olamaz. Bir dinin yorumları dahi insan ürünüdür ve tüm insanlığa hitap etmekten uzaktırlar, bu din hak din bile olsa. [...]

Okumaya devam et »

Derdimiz Dert Değil

Neden bu haldeyiz sorusuna en aptalımız bile ‘hangi haldeyiz?’ diye karşılık vermez. Halimiz ortada, elimiz kolumuz bağlı. Neden bu haldeyiz sorusu aslında kendi içinde cevabını da saklıyor: çaresiziz. Çareyi bilmemek en büyük çaresizliğimiz. Çareyi neden bilmediğimizi sorarsak, esas sorumuzu sormuş oluruz herhalde. Çare, bilinmediği sürece çare değildir çünkü. Biz cevabını bilmediğimiz sorularla birden karşılaşmadık, önce [...]

Okumaya devam et »

Mükemmel İnsan

Tarihten bir şahıs seçilir, hatalarından arındırılır, meziyetleri abartılır, şahsiyeti büyütülür, yaptıklarının eşsizliğine vurgu yapılır. Nasıl oluyorsa, tüm büyükler tarihtedir, burada değil; ve neredeyse geçmişte yaşamış herkes mükemmeldir. Bugünün insanıyla kıyaslanamayacak kadar üstün vasıflı ve olabildiğince ulaşılmazdır onlar. Ve hep mükemmel insanlar vardır tarihte, kusurlular değil. Dindar biri tarihe bu anlamda baktığında alimlere toz kondurmaz, yahut [...]

Okumaya devam et »

Olanlardan Ben Sorumluyum

Evet, bir tartışmanın her iki tarafı da kendinde hata olabileceğini sözde kabul eder kimi zaman. Ama lütfen taraflara hatalarının ne olduğunu sorunuz; eğer bir cevapları yoksa, ya henüz sağlıklı düşünemiyorlardır, yahut kendilerini (çoğunlukla) hatasız görüyorlardır. Bir düşünelim bakalım, bir olumsuzlukla karşılaştığımızda, bir tatsız olaya şahit olduğumuzda, bir tartışmaya girdiğimizde kendimizi ne kadar sorguluyoruz? Başkalarını yargıladığımızın ne kadarı [...]

Okumaya devam et »

Şımarık

Bu kadar dinlediğin, öğrendiğin yeter. Artık sıra sende. Sen de biliyorsun, belki pek çok kimseden daha iyi biliyorsun, onların düştüğü hatalara düşmezsin; uyanıksın. Herşey hakkında bilgin, herşeye dair bir yorumun, ve daima söyleyecek çok önemli şeylerin var. Değil mi ya sen de bir insansın ve sen de düşünüyorsun, elbette aklın yetiyorsa söyleyeceksin. Aklının ermediği ne [...]

Okumaya devam et »

Seni neden seviyorum?

Bilmiyorum. Çünkü sevgim nedenleri aşıyor. Çünkü ben nedenleri değil, seni seviyorum. Nedenler benim bağım, sınırlarım ve kelepçelerim. Oysa ki sevgi sınır tanımaz, hapsedildiği an doğasını kaybeder, bu yüzden nedensiz seviyorum seni. Hiçbir mantıklı gerekçeyle değil. Seni seviyorum çünkü öyle. Annemi de böyle sevmiştim. Sonraları birçok neden türetti aklım, fakat ben bunlar olduğu için annemi sevmedim, [...]

Okumaya devam et »

Şehrin Gölgeleri

Tam öğle vakti. Patronların lokantaya, işçilerin yemekhaneye, öğrencilerin kantine akın ettiği bir anda… Parçalı bulutlu, olabildiğince serin bir havada… Akılların ve bedenlerin dinlenmeye çekildiği bir sırada… Güneş, binaların cüsselerinden, ağaçların gövdelerinden gölgeleri alıp gitti. Tabi öğlen vakti olduğu için ilk anda kimse fark etmedi bunu. Neticede, biraz olsun nefes almak, yemeğini aceleyle bitirmek ve işe, derse dönmek [...]

Okumaya devam et »

Niyetin nedir?

Çoğu zaman karıştırılır; birşey yaparken niyetimiz ve hedefimiz nedir? Niyet, bizi harekete geçiren ve yaptığımız şeyle -sonucundan bağımsız olarak- kurduğumuz bağdır. Hedef ise bir işin sonucu ve o işten elde edilenleri ifade eder. Niyet yaptığımız şeyin ne olduğundan hareketle bize dönük bir çerçevedir. Hedef ise bir nevi motivasyondur, işin neliğinden ziyade niteliğiyle ilgilidir. Bu ikisi [...]

Okumaya devam et »

Yunus dedikleri

Yunusu bilirsiniz. Delikanlıdır, susmasını konuşmasını bilir. Yunusu bilirsiniz, ne zaman birinin başı sıkışsa Yunus ona koşar. Eğilmez. Dik durur. Yunus yalan bilmez, sözünü eğip bükmez. Karşısına bir ordu dursa bana mısın demez. Yunusu bilirsiniz, merttir, ateşlidir, gözü korkmaz ama akıllıdır.

Okumaya devam et »

Durduğumuz Yerin Tahlili

Ciddi anlamda düşünmemiz lazım: acaba inandığımızı sandığımız şeylerin ne kadar bize ait? Dört elle sarıldığımız, sahiplendigimiz düşünceler birer çağ tortusundan ibaret olabilir. Herhangi bir kavram seçin, zihninizde çok geniş yer kaplayan bir tanesi olsun lütfen, ve düşünün bu kavramın içeriğinin ne kadarını siz bilinçle inşa ettiniz? Ne kadarı doldurma bir takım tabirler ve sloganlara dayanıyor? [...]

Okumaya devam et »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.