Dağların arasında kendi halinde bir köyde üç çocuk: Yakup, Ömer ve Yıldız. Tuhaf bir birliktelik içindeler ve bu birliktelik ne sıkı dostluk gibi ne de mahalle arkadaşlığı. Adeta kader ortaklığı. Günlük hayatın getirdiği insanı bıraktığı bir yer vardır ya hani gün sonunda, işte tam orda başlayan bir birliktelik bu. Beş vakit, beş ezan. Filmin ana teması, bu yaşamların gün gibi doğan, aydınlanan ve kararak yüzü. Dönüp dolaşıp izleyiciye mesaj veren filmlerden değil. Karakterlere uzun nutuklar da atılmıyor hiç. Herkes, o uzun günün içnde kendine bulduğu yere razı oluyor.

Üç çocuk karakterin en büyük ortak özelliği, aileleriyle olan ilişkileri. Öyle alelade yaşamlar, ilişkiler, daha fazlası yok. Ama bunların anlatımında doğallık ve çocuksuluk dikkati çeken hususlar. Film, üç çocuğun da hayal, öfke, umut, gerçek ve yaşam hakkında sıkışmışlığını, basit de olsa her yaşamın karmaşasını göstermesi bakımından da önemli.

Film teknik ve tarz olarak da kendine özgü unsurları içeriyor. Ancak ezanların geçişinde kullanılan isimler – akşam, öğleden sonra, gece vs.- ezan vakitlerinin ismini taşımıyor ki, bayağı abes kaçmış. Bunun dışında izlenecek, saklanacak bir film.