Damla damla ör beni kurban olduğum! Yüzünden düşen bin parça soğuk işliyor beynime. Damla damla ör beni, kuş kafesinden çıkar. Kaçtığım yağmurlar kadar aceleci ol, unuttuğum şiirler gibi acıklı. Sımsıkı sarıl beynime, damarlarım çatlasın. Kıpkırmızı haritalar çiz, ey sade sefil sarı ve sürgün umutlarım. Bu gece nerdesiniz? İncinmem gerek.

Bir ikindi sonu sessizce çıkıp gitmeniz çok koydu bana. Koyuldu gece. Simsiyah gözler tepemde dikilince, kaçıncı sefer sayısıydı bilemem, üzgün bakışlara gittim. İncindim.Yeniden doğmak isteyişimin teri. Bir annenin hissettiği acıdan daha büyüğünü hissetmez miyiz acaba ilk nefeste? Hatırlamıyoruz ki! Annem ve hayat, sökülüp iplik iplik yığılır üstüme. İncindim.

Sevgilimin gözleri, incir tanesinden mülhem, siyaha çalan bir dağ sanki. Dağlar vardır, karlı soğuk, uzak, boğuk ve tuzak. Dağların içinde puslu bir vadi, kıskıvrak sarılıyorum dört bin yandan. İncinirim.

Koş bakalım harf tarlası. Hangi kelime olacaksın yanıma gelince! Koş bakalım içi boyanacak kutucuklar, elde kalan sıfır! Koş. Kuşkucu yanım ne de güçlü, merhametim nasıl da ezik. Rahmete muhtaç şakaklarımda kuyruktan bozma şiirler. Doluyor, doluyor ve ben inciniyorum.

Ölüm ya? Hiçbir araya gelmedim bir anlık dahi. O gelse ben çıkmış oluyorum, ben gelsem o meşgul. Elbet bir gün yakalayacağım. İncindiği yerden kopar hayat, bilmiş olasın.