Daglari delmek kolay, denizlere sor uzagi. Bir masal bilirdim icinde kafdagi; uzak ki uzak; bana gercek gelirdi. Kaf kadar olmak isterdim kaf kadar hayal. Denizlerden uzak, daglara yaslamak kendimi.

Ruzgar gonderdiginde firtinalarin yolunu kestigi yer, sarki soylediginde sozlerini kimsenin anlamadigi yer, gunes vurunca tepeden her yerde aynisin diyemedigin yer, kagida el suremedigin, birakip da gidemedigin yer uzak. Saklambac oynadigin agacin bir benzerini goremedigin yer uzak.Susunca sesi duyulamayanin, adimlarla tuketilemeyenin adi uzak. Saldiginda bir guvercinin gidemedigi yer uzak. Uykuda vardiginda bile yoruldugun yer uzak. Hissetmekten cekindigin her seye uzak demisiz.

Adimlarla ulasabildigim yere uzak dersem, bana ucmak mi duser? Ben sofradan ilk kalkan degildim evet, halaya ilk karisan da degil. Ama sofranin bu kadar uzagina ilk ben gittim, sofradan bu kadar uzak.

Nefesime soz geciremeyince inlesem uzak, duyulmaz. Keske dediginde icine bir tas oturuyorsa o da uzak. Benden uzak, degil bana uzak. Uzagi tanidigin yer uzak.

Uzak bir masal gibi, gercek. Ben, sakallarim yeni terlemisken kaf dagina inanmayi da birakmistim, amerikaya da. Simdi ikisine de inaniyorum.