the-first-muslimsABD’li akademisyen İslam araştırmacılarından Asma Afsaruddin’in 2008 yılında kaleme aldığı İslam ve modernite bağlamındaki yazılarından oluşan İlk Müslümanlar: Tarih ve Hafıza isimli kitap, akademik altyapısı ve özenli tertibiyle dikkat çekiyor.

Kitap, kronolojik olarak Hz. Peygamber’in hayatından tebe-i tabiine gelinceye kadar sekiz bölümlük bir İslam tarihi analizi sunuyor öncelikle. Modern zamanlarda da kullanılan ”hilafet, fitne, mülk, devlet, hakimiyet, ehl-i kitab, edeb, fetva, fıkıh, cihad, vakıf, şura, tecdid, bid’at” gibi kavramların ilk anlam içeriklerini ve devamında hangi şartlarda nasıl kullanıldıklarını net bir şekilde gözler önüne koyuyor. İslam tarihini anlatırken savaş ve fetih değil ilim ve irfan merkezli bir yol izlemesi de, bahsedilen kavramlara daha yakından bakmaya olanak tanıyor. Afsaruddin, kitaptaki bu analiz İslam tarihi bölümlerinde çok önemli olaylar hariç tarihlere kasıtlı olarak yer vermiyor. Ona göre bu, İslam tarihinin bir konsept olarak işlenmesi sırasında yarardan çok fayda getirebilir.

Kitabın ikinci kısmındaysa, İslamcıların, modern zamanda, bahsedilen olaylara ve kavramlara yaklaşım tarzları, onları işleyiş ve değerlendirişlerinin konu edildiği üç bölüm bulunuyor. Hz. Peygamber’den sahabeye, tabiinden mezhep imamlarına kadar İslam’ın hayat verdiği kavramların, modern zaman müslüman düşünürlerce, siyasi ve toplumsal olarak kullanışlarına vurgu yapılmış bu bölümde. Emperyal güçlere karşı tepkiselliği barındıran ve yenilmişliğin getirdiği panikle “asıllara, kaynaklara dönelim” diyen bu düşünürler, İslam düşünce yapısından genel olarak uzak bir yapıda kendi ideallerini kurdukları için, varolan kavram ve içerik mirasını da kullanmamışlardır. Bu yüzden, olgusal olmaktan çok eylemsel, zihni olmaktan çok duygusal olmakla kendilerine toplumsal ve siyasi bir zemin bulabilmişlerdir.

Kitabın üçüncü kısmında, gelinen noktanın değerlendirmesi yapılarak, İslam’ın kendinden koparılamayacak bir süreç içinde şekillendiğini, vahyin birçok boyutta müslümanlara anlam dünyaları kazandırmış ve neticede hümanistik (yazara göre bu kelime ‘edeb’in karşılığı) bir medeniyet bahsetmiştir. Müslümanlar, klasik söylemle hikmeti ”yitik malları” olarak kabul ettiklerinden, bahsedilen tarih süresince de entegrasyondan ve ticari-kültürel-ilmi temaslardan kaçınmamışlardır. Açık toplum yapısı ve tarihten gelen tecrübe müslümanların bilincine yerleşmiştir.

Günümüz İslam toplumlarının kendilerini dünyadan tecridi ve bunun aslında hem kendileri hem de dünya için nelere mal olduğunu çok açık bir şekilde beyan eden Afsaruddin, bu süreç içerisinde sömürgecilik vahşetini (kendisi bu kadar ağır bir ifade kullanmıyor) ve batıdaki kamplaşma mantığını da bu sürecin dışında tutmuyor. Yalnız müslümanların değil, tüm dinlerdeki fundamental hareketlerin doğasına bakış açısı da gayet yerinde: modernizm, taşları yerinden oynattı.

Dış şartlarını tafsilatlı olarak verdiğimiz kitapta belirgin olarak göze çarpan kusur, herhalde yaptığı kavram tanımlarına modern bir içeriği karıştırmasıdır. Bunun en başta gelen örneği edeb kelimesidir ki, hümanizm ile karşılanmasına imkân olmadığı halde, kitapta bunun yapıldığını görebiliyoruz. Diğer taraftan, her ne kadar kendisi ısrarcı olmasa da ‘şura’nın demokrasi ile tanımlanma eğilimi de kitapta eleştirilebilir bir başka kavram.

Afsaruddin, güzel kurgusu ve kaynakları kullanımındaki başarısıyla kitabını hem sağlam kılıyor, hem de gayet okunaklı. Her ne kadar yaptığı çıkarımlardan bir kısmına katılmasam ve kavramları ele alış tarzında tarihselcilik izlerine rastlasam da, örnek bir çalışma olarak önümüzde duran kitabı takdir etmemek mümkün değil. Çünkü içeriğe dikkatle baktığınızda da, dayanağı olmadan yapılmış çıkarımlar görmek nerdeyse olanaksız; ilmi çalışma prensibi bu olsa gerek herhalde.

The First Muslims, Asma Afsaruddin

Oneworld Books, 2008, 254 sayfa
Bu yazi daha once Mufredat Dergisi‘nin 1. sayisinda yer almistir.