Bilmiyorum. Çünkü sevgim nedenleri aşıyor. Çünkü ben nedenleri değil, seni seviyorum. Nedenler benim bağım, sınırlarım ve kelepçelerim. Oysa ki sevgi sınır tanımaz, hapsedildiği an doğasını kaybeder, bu yüzden nedensiz seviyorum seni. Hiçbir mantıklı gerekçeyle değil.

Seni seviyorum çünkü öyle. Annemi de böyle sevmiştim. Sonraları birçok neden türetti aklım, fakat ben bunlar olduğu için annemi sevmedim, annemi sevdiğim için bunları neden olarak gördüm. Aynı nedenler bir başka iki kişiye hiçbirşey ifade etmeyebilir/etmez.

Seni seviyorum çünkü ‘sen’i seviyorum. Senin iyi bir yönünü değil, sen olan seni seviyorum. Yani seni oluşturan her ne varsa, onların toplamından daha fazlası olan sen’i seviyorum demektir bu. Kısacası sana sevgim, senin hiçbir cüz’ünle sınırlanamaz. Seni onlara sahip olduğun için sevmiyorum, onları seni sevdiğim için seviyorum. Onları sevmemin neden’i senin sevmemse, herşeye nedenini veren bu sevginin nedenini sormak abes olur.

Sevgimi sana anlatamam, çünkü bu kelimeleri ben bulmadım. Kelimelerle ancak sevdiğim yanlarını tarif edebilirim, sen’in sevgini asla. Ama bu bile, seni hatırlattığı için güzel, seni işaret ettiği için anlamlı.

Seni nedensiz seviyorum.

(nice onbeş aralıklara)