Hangimiz ister bunu? Ölüm tarihimizi bilsek hayatımız zehir olurdu, çünkü herşeyi, öleceğimizi unutmak için tasarlıyoruz aslında. Bir tür avunma diyebiliriz buna. Ameliyata girmeden önce izlenen tv dizisi gibi yani. Endişemiz hafifliyor mu? Hayır, aksine, tüm yaptıklarımız, bizim için değerli olan herşey, bizi biraz daha ölümden endişe eder hale getiriyor. Kaybetme korkumuz hep büyüyor.Ardarda şehitler veriliyor, depremler oluyor; onlarca, yüzlerce ölüm… Ama kimse ölümden bahsetmiyor. Şehit olunca siyaset, deprem olunca jeoloji, bir linç olayı olunca sosyoloji, bir kaza olunca ekonomi konuşan insanlarız artık. Ama gerçeği asla unutamayız: bir felaket sırasında ya da yatağımızda keyifle uyurken, birgün biz de öleceğiz. Gerçek bir uyanış olacak bu, hergünkinden farklı. çünkü bu hayat bir rüyadır ve insanlar öldüklerinde uyanırlar.

Bize ‘uyan!’ diyen kim var? Işimiz, okulumuz, dostlarımız, ailemiz, eğlencemiz mi? Hayır. Ancak din hatırlatabilir bir gün bizim de uyanacağımızı. Ama eğer inandığımız din bile bizi uyanmaya, uyandıktan sonrasına hazırlamıyorsa, çevremizdeki herşeyin bir rüya oldugunu bildirmiyorsa, o da bir rüya olarak uçup gidecektir. Nasihat olmayan dinin ne bize faydası var?

Hepimiz uyanacağız. Uyanınca ne olacak? Ölmeden önce ölmek gerek, buna cevap vermek için.