Geçmek bilmeyen bir ağrı. Ellerin uzanamadığı bir ağaç dalı. Korkudan titreyen bir kuş yuvası.

Elim ağır. korkan ben miyim onu dahi biliyor değilim.

Suçladığım yok, suçlayan da yok nitekim. Ve suç da yok ortada.

Ağaç dalları var yalnız, evet birinden öbür ikisi, onlardan da diğer beşi ve sonra hepsi.

Geçmek bilmeyen bir ağrı ağaca ilişiyor belki. Korkudan titreyen bir kuş, yuvasına sığınıyor yine.

Elim ağır, korkan ben miyim? Korku nedir?

Suç da yoksa eğer, kimi suçlayacağım?

Elbette ağaç dalları.