Böyledir işte. 50 yıl hizmet eder gelirsin, masana çay getiren olmaz. Ama bir makamımız olsa, şöyle afilli bir koltukta otursak, bir çay bitmeden öbürü gelir. Yani insanlık namına bin yıldır değişen bir şey yok. Gözlerimle gördüm.

Ben dönene kadar tabi ki mesai bitmiş. Ama raporu yazdırmadan gitmemeliyim eve. Geri döndüğümdeki ilk uyku, hafızayla hayalgücü kavgasının sahnesi oluyor. Sonra yalan yanlış rapor yazdırıyoruz.

Büro boş. Rahat rahat yazdırayım raporu:

– Rapor. Yeni belge aç.

– Yeni belge açıldı.

– miladi 1214 yılında Bağdad’da yaşanan ayaklanmayı incelemek üzere, 50 yıllık görevlendirmeyle zamanaşırı yolculuk yaptım.

– yeni belge açıldı.

– dalga mı geçiyorsun ya?

– Komut algılanamadı. Yeni belge kapatılsın mı?

– Hayır. Yaz. Miladi 1214 yılında Bağdad’da yaşanan ayaklanmayı incelemek üzere 50 yıllık görevlendirmeyle zamanaşırı yolculuk yaptım. Bilincim, o tarihte şehirde ticaret yapmakta olan 41. göbekten DNA uyuşmamız tespit edilen İdris isimli şahsa aktarıldı. üç haftadan daha uzun süreli bilinç sıçraması yapmadan olayların gelişimini takip ettim. Ayaklanmanın çıkmasında öncülük ettiği varsayılan Hoca Kenan Türki’nin, olaya öncülük eden tartışmalara aksi yönde tepki verdiği ve ayaklanmayı durdurmak için esnaftan hatırı sayılır kişilerle münasabet kurduğu tespit edildi. Ayaklanma esnasında yağmalanan bir kısım malın da Hoca Kenan’a ait olduğunu öğrendik. Ayaklanma yükselen vergiler ve güvenlik endişesini sebep gösteren lidersiz bir çiftçi grubu tarafından başlatıldı. Dokuz gün süren ayaklanma sırasında dedem İdris’in de, komut sil dedem, komut devam, İdris’in de tezgahı yıkıldı. Kendisi şehri terketti. Ayaklanma işe yaramadığı gerekçesiyle kendiliğinden vazgeçen esnaf tarafından bitirildi. Komut, son.

– Raporu teslim etmek ister misiniz?

– Evet. Bir kopyasını da masaüstümde bırak.

– İşlem tamamlandı.

Tüm gün görev almak zor evet, ama güzel yanı, takip eden iki günde izinli sayılmam. Yıpranma payı da yüksek. Neyse. Yarın tüm gün yatarım. Ertesi gün Allah kerim.