Sistem diye bir şeyin bağımsız varlığı olduğuna inanıyorsan, kaçınılmaz olarak, evet.

İnanıyor da farkında değilsen? Çoğumuz gibi. Ekonomi diye insanın bir uğraşı değil, insanı yöneten, insan iradesinin ötesinde bir güç olduğuna inanıyorsan mesela sistemdeki yerin hayırlı olsun. Devletin, onu oluşturan memur ve bürokratlardan, onların yaptığı işlerden ve kullandıkları eşyadan farklı bir varlığı olduğunu sanıyorsan yine geçmiş olsun. O çarkın içinden çıkılmaz.

Bir ekonomist tabi ki “Sistem olmayınca; yasaların ve yönetmeliklerin değil, kişilerin ve sektörlerin borusu öter.” * diyecek. Çünkü, ekonomi sisteminin gerçek ve insanı aşan varlığı, kendi otoritesinin yegane kaynağı da ondan. O sistemi kim kuracak? Yasaları ve yönetmelikleri kim koyacak? Bunların cevabı yoktur mesela bu söylemde. Olamaz, çünkü ya ‘ben’ diyecek ya da toplumun vicdanı vs gibi ne olduğu belli olmayan başka bir sisteme gönderme yapmak zorunda kalacak.

Sistemlerin gökten zembille indiğine inanana makul gelebilir bu, ama gerçekte olan, görüp göreceğimiz insanların kararlarından başka bir şey olmadığıdır. Ekonomik sistemi, parayı basan, onu yayan ve kullanan insandan bağımsız düşündüğümüzde geriye sadece renkli kağıtlar kalır.

Peki sistem diye bir şey yok mu? Gerçekliği sistemle yorumlamak isteyene tabi ki var. Ama insan dediğimiz varlığın kurduğu kadar var. Mesela aile bir sistemdir diyebilirsiniz. İnsanlar iradeleriyle bu sistemi kurarlar ama insanı çıkardığınızda aile isminde bir irade sahibi varlık yoktur.

Yukarıda sistem eleştirisi yapan ekonomist, sistem kendi istediği sonucu vermediği için yapar bunu. Sistem kendi aklına yatar şekilde işlememektedir ve istediği sonucu vermemektedir. Nereye gitti sistemin yüce iradesi? Sistem değişene kadar bunu dile getirmek pratik kaygılardan dolayı çok makul görünmez. O yüzden sistemin gerçekliğini sorgulamaya yanaşmaz bir sistemi eleştiren.

İnsanı bir sisteme değil, ‘sistem’ciliğe karşı korumak, Müslümanın her devirdeki vazifesiydi. Bu devirde de değişen bir şey yok. Devleti, eğitimi, ekonomiyi, kurumları birer ‘sistem’ olarak almak zorunda değiliz. Çünkü arkasında ‘insan’ görmediğimiz irade, tanrılaşır. Alemi yöneten aşkın bir ilke(lerden biri) oluverir. Bunun farkına varan bi inananın komünist, feminist, faşist, kapitalist veya islamcı olması mümkün değil. Sistem, insanı öncelediğinde kıyamet kopar.

Sistem kurmanın kaçınılmaz olduğu durumlar vardır (toplutaşıma sistemi mesela). Ama insan, sistemin kurucusu ve uygulayıcısı olarak her zaman sistemin efendisidir. Bu durumda rahatlıkla diyebiliriz ki sistemsiz kalma ama sisteme de inanma.