Bizim
Tarlalardan koşup gelen
Bağrına güneş sürülmüş
Teri yanık kokan bir çocuğumuz yok

Ve olmayacak da

Ergenliğini bir atın yelesine bağlamış
Şehre varmaktan ürkek
Dumandan acı kucaktan sıcak
Elleriyle yollara tutunan
Bir çocuğumuz hiç olmadı

Kara kaşını toprağa sürterek
Kırmızıyı gece yeşili gündüz bilerek
Toz yiyerek
Kama tutarak
Dili peltek, cebinde ucu sivri mendil
Dal başında sallanan
Bir çocuğumuz hiç doğmadı

Bir çocuğumuz olsaydı elinde balta
Kocaman yarardı kaşını ormanın
Suyun başında ağlar
Ellerini göğe basardı
Ama böyle bir çocuğumuz
Hiç olmadı bizim