İdris boğazıma yapıştı:

– Ben kimim?

– İdriscim, dede, lütfen sakin ol

– Neden çaldın lan hayatımı? Neler getirdin başıma?

– İdris bey, beybabacığım. -boğazımı iyice sıkıyor- lütfen. Her şey yolunda olmalı -sıkıyor- bak ben çıktım hayatından -daha da sıkıyor-

– Ya Deli İdris namım? Ya dalıp dalıp gitmelerim? O koskoca boşluklar? Hatırlamadığım günler haftalar?

Uyandım. Bu dialog rüyada mı geçti yoksa uyandıktan sonra ben mi kurguladım ayırt edemiyorum. İdris’i öylece orda bırakmanın hafif vicdan azabı ama derin şizofrenisiyle başbaşayım. İdris’e kahvaltı ısmarlamalıyım. İdris ayakkabılarını silmeli. İdris kendine bir sosyal hesap açmalı. İdris’i herkes tanımalı. O, bir meyve satıcısı. O bir zamansız yolculuklar ikinci dereceden uzmanı. İdris benim. İdris sen kimsin?

Kahvaltımı yol kenarında yapıp meyve tezgahımın başına dönmeyi düşündüğümü fark ettiğimde kahvaltıya oturmuştum. Meyve tezgahı yok. Meyve de yok. Roboserver siparişimi almaya bile tenezzül etmeden çayımı koymuş: ‘Bugün perşembe. Siz çayınızın tadını çıkarırken her perşembe aldığınız menü birkaç dakika içinde masanızda hazır olacak’. Bu adi robot bile beni benden daha çok tanıyor. Hangi perşembe geldim de ne aldım acaba? ‘Her’ dediğine göre birden fazla gelmişim.

Yumurta akına sarılmış patates püresi geldi. İdris patates sevmez. Ben severim. İdris bir denese mi? İdris denemez. İdris patates nedir bilmez zaten. İşin aslı ben de patates nedir hiç görmedim ama püresini biliyorum. İdris olsa bence severdi. Denemek ister misin İdris?

Roboserver boşalan bardağımı itinayla ve gülümseyerek doldururken İdris’le karşılıklı bi çay içemediğimiz aklıma geliyor. İdris çay da sevmez. Çünkü çay bilmez. Allah’im kaç gün daha sürecek bu git-geller? İdris git burdan.

Birikmiş sosyalağ iletilerimi ve gündem başlıklarını bana okuyan ekranı susturdum. Altta akan ‘tarihte bugün’ bandı çok canımı sıktı gerçekten. Tarihte İdris mi? Bağdat’ın Moğollarca işgalinin bininci yıldönümüymüş. İşgalin ne gün başladığını bir önceki görevimde ben tespit etmiştim. Kulağımdan alıcıyı çıkardım ve çayımı yandaki ağacın dibine döktüm. Patates de yemek istemiyorum. İdris yesin. Allah Moğolların da belasını versin.