Ara

yasin ramazan » parmak uçları

hakikati avuçlayamazsın; ona ancak dokunabilirsin.

Güven Problemi

Türkçe’deki güven kelimesi, bize birbiriyle ilişkili, ancak içerik olarak farklı iki anlamıyla etkide bulunur.

Güven, bir anlamda ‘itimat’ demektir. Daha ahlaki olan bu anlamında güven, sizin bir başkasını aldatmayacağınızı yahut onun arkasından iş çevirmeyeceğinizi yahut ona yalan söylemeyeceğinizi ifade eder. Bu anlamında birine güven duymak için, onun daha önce bir ‘yamuk’ yapmadığını gözlemlemek gerekir. Bu anlamıyla güven, doğrulukla edinebileceğimiz bir şeydir. Bu güven, insanların sizin ‘doğruluğunuza’ olan inancıdır.

Continue reading “Güven Problemi”

Zamansız Seyahatler Ansiklopedisi (4)

Eve kendimi atabildiğim için çok şanslıyım. Bu seferki gelgitlerim, diğer tüm zamanaşırı yolculuklarımdan daha ağır geldi. Yaşlanıyor muyum? 35 yaşında biri için bu söz çok saçma. Ama zihnim? Yolculuklarımda kesinlikle daha iyi hissediyorum kendimi. Oralar daha çok kendi evim gibi (belki daha kendim gibi!) geliyor.

– Hoşgeldiniz efendim. Duş almak isterseniz banyo ısısını optimum hale getirebilirim.

– Hayır banyo yapmayacağım. Dolapta hangi sütler var?

– Günlük ve extraprotein var. Dilerseniz karıştırabilirim. Continue reading “Zamansız Seyahatler Ansiklopedisi (4)”

Türkiye’nin En Büyük Sorunu

Türkiye’nin en büyük sorunu, bütün sorunların Türkiye’ye özgü sanılması (bu dahil). Her sorunun Türkiye’ye özgü yanı var evet, ama bunu ancak, o soruna nasıl farklı çözümler bulunduğunu öğrendikten sonra fark edebiliriz. Ve maalesef sorunları kendimize özgü görmek, kibrimizin bir alameti olarak sorunlara çözüm bulamamamızın önünde en büyük engeli teşkil ediyor.

Continue reading “Türkiye’nin En Büyük Sorunu”

Gündem alır mıydınız?

Gündem diye bir şey yapmışlar. Acıkınca yiyorlar. Ama doğası gereği herkesin yemesini istiyorlar. Çünkü herkesin olmayan gündem, zaten gündem değildir. Ancak dirayetle söylemek lazım: Sağolun ben almayım, abur cubur yemiyorum.

NEDEN? Continue reading “Gündem alır mıydınız?”

Zamansız Seyahatler Ansiklopedisi (3)

İdris boğazıma yapıştı:

– Ben kimim?

– İdriscim, dede, lütfen sakin ol

– Neden çaldın lan hayatımı? Neler getirdin başıma?

– İdris bey, beybabacığım. -boğazımı iyice sıkıyor- lütfen. Her şey yolunda olmalı -sıkıyor- bak ben çıktım hayatından -daha da sıkıyor-

– Ya Deli İdris namım? Ya dalıp dalıp gitmelerim? O koskoca boşluklar? Hatırlamadığım günler haftalar? Continue reading “Zamansız Seyahatler Ansiklopedisi (3)”

Dağertesi

Bizim
Tarlalardan koşup gelen
Bağrına güneş sürülmüş
Teri yanık kokan bir çocuğumuz yok

Ve olmayacak da

Ergenliğini bir atın yelesine bağlamış
Şehre varmaktan ürkek
Dumandan acı kucaktan sıcak
Elleriyle yollara tutunan
Bir çocuğumuz hiç olmadı

Kara kaşını toprağa sürterek
Kırmızıyı gece yeşili gündüz bilerek
Toz yiyerek
Kama tutarak
Dili peltek, cebinde ucu sivri mendil
Dal başında sallanan
Bir çocuğumuz hiç doğmadı

Bir çocuğumuz olsaydı elinde balta
Kocaman yarardı kaşını ormanın
Suyun başında ağlar
Ellerini göğe basardı
Ama böyle bir çocuğumuz
Hiç olmadı bizim

Sistemin çarkı mısın?

Sistem diye bir şeyin bağımsız varlığı olduğuna inanıyorsan, kaçınılmaz olarak, evet.

İnanıyor da farkında değilsen? Çoğumuz gibi. Ekonomi diye insanın bir uğraşı değil, insanı yöneten, insan iradesinin ötesinde bir güç olduğuna inanıyorsan mesela sistemdeki yerin hayırlı olsun. Devletin, onu oluşturan memur ve bürokratlardan, onların yaptığı işlerden ve kullandıkları eşyadan farklı bir varlığı olduğunu sanıyorsan yine geçmiş olsun. O çarkın içinden çıkılmaz. Continue reading “Sistemin çarkı mısın?”

Kendine inanırsan ne olur?

Her söylediğine inanan insanın işi zor. Çünkü bazen doğru diye pek çok şey söyleriz. Ama o doğrunun bedelini henüz ödememişizdir. İşte o bedeli öderiz. Kendine inanan insan için, ağzından her çıkan sözün bedeli ya ödenmiştir ya ödenecektir. Borç içinde yüzen bilir.

Zamansız Seyahatler Ansiklopedisi (2)

Böyledir işte. 50 yıl hizmet eder gelirsin, masana çay getiren olmaz. Ama bir makamımız olsa, şöyle afilli bir koltukta otursak, bir çay bitmeden öbürü gelir. Yani insanlık namına bin yıldır değişen bir şey yok. Gözlerimle gördüm.

Ben dönene kadar tabi ki mesai bitmiş. Ama raporu yazdırmadan gitmemeliyim eve. Geri döndüğümdeki ilk uyku, hafızayla hayalgücü kavgasının sahnesi oluyor. Sonra yalan yanlış rapor yazdırıyoruz.

Büro boş. Rahat rahat yazdırayım raporu: Continue reading “Zamansız Seyahatler Ansiklopedisi (2)”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑